Radio Chaharnaal’in kırk ikinci bölümü, binicilik federasyonu eğitim komitesi başkanı Sayın Mühendis Molla Ca’fari ile گفتگو.

چهار نعل: Radio Chaharnaal’in kırk ikinci bölümü, binicilik federasyonu eğitim komitesi başkanı Sayın Mühendis Molla Ca’fari ile گفتگو.

خلاصه

چهارنعل رادیosunun kırk ikinci bölümünde, Binicilik Federasyonu Eğitim Komitesi Başkanı Sayın سحر ملا جعفری, federasyonun eğitim sistemini ve illerin antrenörlük kursları düzenleme ihtiyacının belirlenmesini ele almıştır. Kendisi, yeterli uzmanlık olmadan antrenörlük belgesi verilmesindeki sorunlara dikkat çekmiş ve belgelerin gerçek piyasa ihtiyacına göre ve eğitim kalitesini artırma amacıyla düzenlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, antrenörler için yeniden eğitim kurslarının önemi ve onların bilgi düzeyinin artırılması ihtiyacı da ele alınmıştır. Sayın ملا جعفری, eğitim kliniklerinin tasarlanmasının ve antrenörlerin yeterliliğini güvence altına almak için giriş sınavları yapılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Kulüplerdeki denetim sorunları ve sorumluluk sigortasına yeterince önem verilmemesi de değinilen diğer konular arasında yer almış; güvenlik koşullarını iyileştirmek ve ailelerin farkındalığını artırmak için öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak, Binicilikte uzmanlık kursları ve temel eğitimlerin düzenlenmesi ile ilgili belgelerin ilgili sistemlere kaydedilmesi ihtiyacı vurgulanmıştır.

موضوعات کلیدی

متن کامل گفتگو

Tüm iyi radyo dinleyicilerine selam, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum. Siz değerli dinleyicilerinizle bir bölüm daha birlikte olabildiğim için çok mutluyum.

Siz değerli dinleyicilerinizin sevgi ve desteğine minnettarım. Karşınızda Dördüncü Kanal Radyo’nun kırk ikinci bölümüyle bulunuyorum; bu bölümde konuşmam, Binicilik Federasyonu Eğitim Komitesi Başkanı Sayın Sahar Molla Jafari ile yaptığım söyleşidir. Bu bölümde federasyonun eğitim sisteminden haberdar olacak ve buna göre kendi eğitim planınızı yapabileceksiniz. Aynı zamanda kulüplerin esasları, kulüp sistemi ve kulüp ile antrenörlere ilişkin yönetmelik kuralları hakkında da bilgi edineceksiniz. Umarım ki

Bu bölümün sonuna kadar dinlersiniz; çünkü benim inancıma göre bu sözlerin, binicilik alanında aktif olan herkes için dinlenmesi zorunlu ve gereklidir. Yine siz değerli dinleyicilerin hepinize teşekkür ediyor, bana ve Dördüncü Kanal Radyo’ya gösterdiğiniz lütuf ve iyilik için şükranlarımı sunuyorum. Sizleri, Binicilik Federasyonu Eğitim Komitesi Başkanı Sayın Molla Jafari ile yapılan kırk ikinci söyleşiyi dinlemeye davet ediyorum.

Varlığına isim kazandıran, göklerin hareketi, yerin sükûnu ondan bulan adına. Dördüncü Kanal Radyo’nun tüm dinleyicilerine selam olsun. Siz değerli dinleyicilerimizin konuğu olarak bir başka ilgi çekici bölümle karşınızdayım. Bugün Sayın

Molla Jafari’nin yanındayım; kendisi Binicilik Federasyonu Eğitim Komitesi Başkanıdır ve kendisinin yanında bizzat bulunma onuruna sahibim. Kendileri, Dördüncü Kanal Radyo’nun konuğu olmayı ve dinleyicilerin sorularını, aynı zamanda Dördüncü Kanal Radyo programına da yanıt vermeyi kabul ettiler. Hanımefendi, bu vakti bana ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Gerçekten büyük bir onur. Eğer bir selamlaşma yapmak isterseniz, elbette buyurun; “Programınızın iyi dinleyicilerine selamlarımı sunuyorum. Hizmetinizdeyim ve uzmanlığım dahilindeki her soruya mutlaka cevap veririm. Sağlıklı olun.” Ben bildiğim kadarıyla siz

spor yönetimi alanında yüksek lisans derecesine sahipsiniz ve Binicilik Federasyonu’na ne zaman girdiniz, Eğitim Komitesi ve Eğitim Komitesi Başkanı unvanıyla bu sorumluluğu ne zaman üstlendiniz diye öğrenmek istiyordum. 98 yılında, Dr. Halili’nin başkanlığı döneminde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan Binicilik Federasyonu’nda çalışmaya başladım. Binicilik Federasyonu Eğitim Komitesi sorumlusu olarak 1401 yılına kadar federasyondaydım. Sonra federasyonun iş yükünün yüksekliği nedeniyle bir süre federasyondan

ve Kazmiyan’ın göreve gelmesiyle tekrar federasyona döndüm ve şu anda yeniden eğitim bölümünde çalışıyorum. Sayın Molla Jafari, eğitim komitesi kapsamında düzenlenen sınıfların genel tasarım sürecinin nasıl olduğunu görmek isterdim. Yani siz bir sınıfı hangi temele göre tasarlıyorsunuz? Pazar ihtiyacı, antrenörlük ihtiyacı, şimdi hangi kurs olursa olsun, antrenörlük olsun, bilmiyorum, rota tasarımcısı olsun, bekçilik olsun, elinizdeki herhangi bir kursu hangi esaslara göre tasarlıyorsunuz? Bakın, öncelikle federasyonun illerdeki uygulayıcı kolları olan il kurulları,

Talepte bulunan kişiye göre bize ihtiyaç bildiriyorlar. Bize ihtiyaç bildirildiğinde, biz onu her branşın uzman komitelerine gönderiyoruz. Komiteler inceliyor ve eğer o ilin o eğitim kursuna ihtiyacı varsa, biz bunu tebliğ ediyoruz. Eğitmeni uzman komiteler öneriyor ve biz o il için o sınıfı düzenliyoruz. Çünkü bizim bir noktamız var; biz İranlılar genel olarak hep böyleyiz, sürekli bir dersin içindeyiz ve bir belge istiyoruz. Evet, maalesef durum böyle ve insanların çoğu bu sınıfa eğitim almak için değil, o belgeyi almak ve o belge sayesinde para kazanabilmek için geliyor.

Ve maalesef bu, son üç yılda federasyonun kayyum olarak yönetildiği dönemde çok sık oldu ve ben göreve geldiğimde, özel olarak düzenlenmiş bir sınıf olmayan, ilin başvurucusu tarafından ihtiyaç analizine göre tam tasarlanmamış ve aslında o kişiye pek de faydası olmayan belgelerin düzenlendiği büyük bir hacimle karşılaştık; kişi sadece o belgeyi alıp çerçeveletip duvara asabiliyor. Sorduğunuz ihtiyaç analizi konusu şu: örneğin bir il, mesela همدان,

hangi temele göre onlar için ders açıyorsunuz? Düzenlenen belgelere göre mi, piyasa ihtiyacına göre mi, nasıl bir şekilde? Binicilikte durum daha çok şu şekilde: insanlar antrenörlük belgesi talep ediyor çünkü antrenörlük belgesiyle kulüpte çalışıp gelir elde edebilecekleri tek gelir kaynağının bu olduğunu düşünüyorlar.

Ve çoğu il bizden antrenörlük belgesi talep ediyor. Diyorlar ki, beyefendi, bunun bir başka nedeni de var; bunu burada mutlaka belirtmem gerekiyor: binicilik kulüplerinin lisansı antrenörlük belgesine sahip olmakla alınabiliyor. İl spor müdürlüğünün kulüp lisansı için istediği belgelerden biri, bu kişilerin il müdürlüğüne antrenörlük belgesi olan bir kişiyi antrenör olarak tanıtmalarıdır; böylece kulüp lisansı verilebilsin. Daha sonra izin veriyorum; bu yüzden kendi yatırımlarını yapmak ve kulüp lisansı almak isteyen kişiler, gelip bu antrenörlük belgesini kendilerinin almayı tercih ediyorlar.

Maalesef binicilik geçmişleri olmadan gelip bu binicilik sınıflarına giriyorlar ve genellikle giriş sınavlarında gerekli puanı, barajı alamayıp eleniyorlar; ancak sınavı geçen ve antrenörlük belgesini alıp antrenörlük işlerine gidebilen, hatta bununla kulüp lisansı alabilen çok kişi de var. İl ihtiyaç analizi, başvuru antrenörlük üzerinden daha fazla olduğu için bize daha çok antrenörlük kursları talebi geliyor

ve biz de şu anda kaç kulüp olduğunu öğrenmek için illere, Kazmiyan’ın imzaladığı bir yazı gönderdik; bugün de yazı gitti. Bizden her ilin kulüp sayısını ve her ilde aktif olan antrenör sayısını bildirmelerini istedik. Bir ilde örneğin kartı olan 100 antrenör olabilir, ama şu anda gerçekten çalışan aktif antrenörlerin sayısı farklı olabilir. Aktif antrenör kimdir? Aktif antrenör, federasyonun yeniden eğitim kursunu tamamlamış kişidir. Yeniden eğitim kursu şu şekilde işler: kişinin antrenörlük belgesinin düzenlenme tarihinden itibaren o belgeyle üç yıl çalışabilir; bu üç yılın ardından, yeniden eğitim kursuna katılıp başarılı olması dışında çalışma hakkı yoktur.

Şimdi ne yapıyorlar? Kulüplerin aldığı, yeniden eğitim kursunu tamamlamış olan ve bizim görüşümüze göre o ilin aktif antrenörleri sayılan kişileri getiriyorlar; bunlar gidip o kulüpte çalışmaya başlıyorlar. Ne yazık ki yeniden eğitim kursunu almamış olup kulüplerde çalışan kişiler var ve kulüp ile antrenörün kendisini de etkileyen çok büyük sorunlar ortaya çıkarıyorlar. Yani ölçüt şu değil: mesela beyefendi sadece bir kulüpte çalışmış olsun ya da çalıştığı kulüpte yaptığı işi bana sunayım; kendisi ayda mesela.

On tane, beş tane, iki tane öğrencisi var; burada şu kadar saat çalışıyor. Bunun bir dayanağı olmadığı için sadece “yeniden eğitim” diyorsunuz. Biz diyoruz ki aktif antrenör, gerçekten aktif olan kişidir; çünkü aktif antrenör gerçekten böyledir. Eğer aktifse, o yeniden eğitim kursuna ihtiyacı olduğunu bilir ve yeniden eğitim kliniğine katılması, sınava girmesi ve hâlâ öğrenci alacak yeterliliğe sahip olup olmadığını görmesi gerekir. Bu, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nda da çoğu branş için onaylandı; yani sanırım tüm branşlarda bu yeniden eğitim var.

Gitmedim ama sizin söylediğiniz gibi bir şeyin var olduğunu biliyorum. Hanım Jafari, son birkaç yılda olan şey şu: artık ister kartla ister kartsız çalışıyor olsunlar, herkes bunun içinde ya da en azından bu kartı almaları gerektiğini düşünüyor. Allah korusun birine bir şey olursa, artık mesela gıda masumiyeti var. Bunu her yerde dile getirdim ama genel olarak şunu görmek istiyorum: Eğitim komitesi başkanı olarak sizin dayanağınız, antrenör olan kişilerin bilimsel düzeyi ve bilgisinin yüksek olması mı, yoksa bunların sadece bir kart alması mı; ki biri düşerse, onun da antrenörlük kartı var denilsin. Aslında çok iyi bir noktaya değindiniz. Ben 98 yılında federasyona ilk girdiğimde, binicilik giriş sınavından önce klinikler yoktu.

Biz giriş sınavı adı altında bir kursu daralttık; kişiler gelip giriş sınavını veriyordu. Giriş sınavında başarılı olurlarsa antrenörlük kursuna giriyorlar ve final sınavı ile antrenörlük belgesini alıyorlardı. Ancak giriş sınavı bir uygulama sınavı olduğu için çok sayıda kişi başarısız oluyordu. Aslında insanların yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığını görünce, antrenörler komitesi ve eğitim komitesi şu sonuca vardı: giriş sınavını almadan önce bunlara eğitim vermeliyiz ve sonra onlardan bir şey istemeliyiz. Gelip beş klinik tasarladık; bu beş sekiz saatlik klinik beş günde düzenleniyor.

İnsanlar eğitim aldıktan sonra giriş sınavına giriyorlar ve güzel olan şu ki teorik, uzmanlık ve pratik açıdan iyi bir bilgiye sahip oluyorlar ve sonra giriş sınavına giriyorlar. Başarılı olurlarsa, antrenörlük kursuna giriyorlar. Bu filtreyi, kişilerin binicilik hakkında yeterli bilgi ve enformasyonu edinebilmeleri için koyduk. Eğer dayanak sadece onlara bir belge düzenlenmesi olsaydı, bu kurs tasarlanmazdı ve onlar doğrudan giriş sınavında elenirdi.

Ve antrenörlük kursuna girmiyorlardı. Ya da kabul edilen kişiler de antrenörlük döneminde geliyorlardı ve biz de antrenörlük kartını kolayca verebiliyorduk. Ama bu eğitim süreci kişilerin kendi yararına da. Eğer bir yerde eğitim almamışlarsa ya da antrenörlük kursuna girenler varsa, kliniklerin federasyondan yönlendirme mektubu olması gerekiyor; karşı tarafın beş yıllık binicilik geçmişi olduğuna dair. Birçok yerde buna uyulmamış. Sanırım şimdi Gilan’da en azından, şu anda ben size 3 Eylül’de konuşurken, yönlendirme mektubu olmadan Gilan eyaletinde bu eğitim kursuna kimseyi kesinlikle almamışlar. Benim uyulmamış demekten kastım bu değil ki.

O mektup olmadan değil, o beş yıllık olan şey birçok yerde çok müsamahayla.

Birçok yerde bu olabilir. İnsan her şeyi eksiksiz söyleyemez. Hayır, bu kesinlikle mümkün değil. Olabilir, ama gelip bu beş kliniğe katılabilir ve giriş sınavından kalabilir. O zaman gerekli yeterliliğe sahip olmadığı için, antrenörler komitesi giriş sınavını sadece antrenörler komitesi alır ve antrenörler komitesi, kişinin antrenörlük kursuna girmeye ehil olmadığını gördüğünde, ona altı ay sonra yeniden gelip tekrar bir sınava girme fırsatı verir. Ama eğer altı ay sonra yine giriş sınavından kalırsa, klinikleri en baştan geçmesi gerekir. Ha, yani iki kere.

Bu birkaç yılda, yani en azından sizin de bulunduğunuz son dört beş yılda, hiç bunu düşünüp de şimdi yeni geldiniz, bu klinikler güncellensin, yani modeli değişsin diye düşündünüz mü? 98 yılında bir eğitim yönetmeliğini onayladığımızda federasyonun 13 komitesiyle toplantı yaptık. O zaman her uzman komite kendi eğitim yönetmeliğini Eğitim Komitesi ve komitenin danışmanlığıyla ortaya koydu.

Uzman komite bunu gündeme getirdi. Biz bunu Spor Bakanlığı’na gönderdik ve onaylandı. Şimdi de aynı şeyi yeniden yapıyoruz. Tüm komitelere bildirildi ki bu yönetmelik düzeltilmeli, güncellenmeli ve yeniden bir kez daha Spor Bakanlığı tarafından onaylanmalı ki biz de eğitim kurslarımızı güncellenmiş şekilde yeniden düzenleyebilelim. Yani çok yakında bu olay mutlaka olacak; şimdiye kadar bu birkaç yılda bunu düşünüp de eğitim modelini değiştirsek, mesela FBI’nin sistemi gibi, örneğin her yıl yılbaşında takvimine not düşüyor: mesela level 1, örneğin international sayısı daha fazla olduğu için.

Onlara uygun olanı veriyor ve bunu çok sınırlıyor, yani nasıl söyleyeyim, sadece eğitim verin, sadece sınav yapma ve belge verme sorumluluğu sizde olsun. Bunlar dışarı çıksın; şimdi eğitim kurumu olsun, kulüp olsun, neresi olursa olsun, dışarı çıksınlar, belirli bir eğitim merciyle güncellensinler; sonra siz mesela sadece sınav yapmaktan sorumlu olun. Bakın, eskiden de zaten böyleydi. Maalesef birçoğu bu şekilde belge alıyordu. Evet, hatırlıyorum; belge almak için gerekli yeterliliğe sahip olmayabiliyordu.

Şimdi siz sınırlayalım diyorsunuz ya, bizim ülkemizde eğitim kurslarımızın çoğunda talep antrenörlük kursuna oluyor. Yani size şunu söyleyebilirim: eyaletlerin yüzde 90’ında eğitim kursu için yapılan talep antrenörlük kursu oluyor. Maalesef çünkü sanırım başvuranlar bu kursla ve belge alarak kulüp ruhsatı alabileceklerini, para kazanabileceklerini düşünüyorlar. Hepsinden önemlisi, biz bu parayı nasıl kazanmadık, onu bilmiyoruz. Ta ki hanımefendi sizin, şimdi kim hangi derece olursa olsun belge alan kişinin üç yıl sonra yeniden eğitim kursuna katılması gerektiğini söylemenize kadar.

Bu yeniden eğitimde herhangi bir tarama sistemi yok mu ki, şimdi tesadüfen belgeyi alıp o sınıftan çıkıp gelen kişi, şimdi yeniden eğitime geliyor; her hâlükârda bunun güncellenmiş olması gerekir. Nihayetinde dört şeyinin değişmiş olması lazım. Bir eğitmen olarak sizde ne tür bir sistem var? Hiç var mı yok mu ki, efendim.

Bu yeniden eğitimden bir filtre daha eklenmeli ki herkes bir daha dışarı çıkmasın; yani o örnek bilginin tamamı dışarı gitmesin. Tam olarak eğitmen komitesi bunu dikkate aldı, onlar için yeniden bir sınav yapıyor. Bakmak istiyorum, o yeterliliğe sahipler mi; kişi bir kulüpte eğitmen olarak öğrenci alabilecek mi, alamayacak mı. Bunlar gelmeli, bunları derecelendiriyor. Sınav komitesi bana şunu yazar: bu kişiler kabul edildi ya da bu kişiler reddedildi. Reddedilen kişiler zaten kulüplerde tekrar çalışamazlar. Hatta birine eğitim verecek bir eğitmen olarak bile, yeniden gelip yeniden eğitim kursunu geçmeleri ve kabul edilmeleri gerekir. Kulübe ne olarak bildiriyorsunuz ki efendim şu anda bu.

Bakın, maalesef bu iş, çünkü binicilik kulüpleri il müdürlüklerinin denetimi altındadır, aslında onların uygulayıcısıdırlar ve müfettiş gönderdiklerinde, bu kişinin eğitmenlik kartı var mı yok mu diye bunu takip etmeleri gerekir. Hatırlamıyorum, herhangi bir müdürlükten... Evet, maalesef çünkü onların da yeterince personeli yok. Şimdi size geçen hafta olan bir olaydan örnek vereceğim, maalesef eğitmenlerden biri için.

Bir kişi kulüplerden birinde yaralanmış ve eğitmeni suçlu göstermişler; hâlbuki eğitmenin yeniden eğitim kartı ve eğitmenlik kartı varmış, ama her hâlükârda eğitmen suçlu olmuş ve şimdi dava, tazminat ve tüm bu hukuki meseleler ile belge getirme işleriyle uğraşıyor. Tam da bu nedenle kişiler bu yönetmeliğe bizzat hâkim olmalı ki yeniden eğitim almadan çalışmasınlar.

Ve mutlaka yeniden eğitim kursunu geçsinler. Eğitmenler komitesi bu kısmı ayrı tutayım. Yine eğitmen komitesi, yeniden eğitim kursu alan kişileri üç gruba ayırmış. Bazıları A grubu, B ve C alabilir. A grubu alan kişiler فقط bir yıl çalışabilir, B iki yıl ve C üç yıl. Yani bunların, kendilerine izin verilen bu yıllar boyunca çalışma izni var. Aksi takdirde, o yeniden eğitim kursunu geçemezlerse, eğitimde kabul edilene kadar çalışmaları hiç mümkün değildir. Var olan bir nokta şu ki...

Federasyon bunu kabul etmiyor; çünkü kulüp işlerinin yönetimi il spor müdürlükleri tarafından yapılmalıdır. Yani federasyon şimdi mesela siz diyorsunuz ki ben falanca kulüpte çalışıyorum, bir yeniden eğitim almışım, yapamadım; neden bunu bir yazıyla, bilmiyorum faks ya da herhangi bir şeyle, efendim belgesi mesela bir yıl süreyle askıya alındı, eğitmenlik yapamaz diye bildirmiyor. Çünkü bakın, açıkça söylüyorum; kulüplerin içinde oldukları için ve ben de baktığım için, birçok yerde mesela ikinci derece belgesi olan biri bile var, tanınmış biri ama eğitim sistemi bana göre ne yazık ki insan hayatı için tehlikeli.

Ama iyi, bunu kimse takip etmiyor. Yani bizde hiç denetim yok; mesela ben en azından bu 25 yıldır çalıştığım süre içinde, şimdiye kadar birinin çıkıp da “Efendim, ben mesela Spor Müdürlüğü müfettişiyim, şu belgenin doğru olup olmadığını kontrol edeyim” dediğini hiç görmedim. Çünkü kulüpler için gerçek şu ki, böyle bir şey olana kadar hiç önemli değil; ta ki böyle bir olay olana kadar ve ancak o zaman uyanıyorlar. Efendim neydi? Yeniden eğitim yüzünden kulübü mühürlemişler. Yani geçen hafta bu kulüp mühürlenmiş ve pek çok kulübün, hatta size söyleyeyim, işte sivil sorumluluk sigortası diye bir şey bile yok. Bilmiyorum, çok sayıda antrenör çocuğu da bunu zorlamıyor. Ben şimdiye kadar kendim dışında kimseyi sigortalatmadım.

Karşı tarafın psikolojik ve fiziksel zararları, masraf konusu da gerçekten şaka değil. Yani Allah korusun, birinin eli kırılsa, en az 100 milyon ödemesi gerekir. Ben şunu söylemek istiyorum: Madem bu sporun sorumlusu olarak bunu neden üstlenmiyorsunuz? Bu, Spor Bakanlığı’nın kanunudur. Spor tesislerinin tamamı, havuzdan tutun da, tenis kortuna kadar ne varsa, ilçe spor ve gençlik müdürlüklerinin denetimi altındadır.

Şimdi federasyonun hiç yetkisi yok değil. Genelde sorumluluk hisseden veya başına bir sorun gelen kulüpler, mesela bugün kulüplerden biri aradı; kendi antrenörlerini yazılı olarak sorguladı: “Bu antrenörün antrenörlük belgesi var mı, yeniden eğitime gitmiş mi gitmemiş mi?” diye. Bütün bunlardan sonra, mesela başka şeyler var ki bunları mutlaka bu podcast’te söylemem gerektiğini düşünüyorum: Sırf atlı spor kulübüne giren herkes, rica ediyorum...

Spor hekimliği sigortasını çok kolay bir şekilde Spor Hekimliği Federasyonu’nun sitesinden alabilir; Allah korusun bir حادثe olursa, bu spor hekimliği sigortası maddi açıdan onlara biraz yardımcı olabilir ve onlar için çok önemlidir. Yani atlı spor kulübüne giren herkes, hatta çocuğunu oradaki atlı spor kulübüne götüren bir anne bile, spor hekimliği sigortasını alsa iyi olur; fiyatı da çok düşük ama onlara büyük bir yardımcı olur. 30-40 bin tumanı geçmez. Yok, sanırım şimdi bir miktar daha, yine de bir yıllık için hiçbir şey. Aynen öyle.

Cevheri, bu birkaç yılda bizzat yakından gördüğüm sorun şu ki, mesela siz bir anne olarak çocuğunuzu kaydettiriyorsunuz; kulüp müdürü, kayıt sorumlusu, kim varsa, siz mesela falanca bey ya da falanca hanımla çalışıyorsunuz ama siz bu alana girmiş biri olarak elinizin altında hiçbir bilgi yok. Yani mesela antrenör listenizin kim olduğunu, geçmişe göre, çalışma yılına göre, antrenörlük belgesine göre söyleyemezsiniz. Esasen atlı spor kulüplerinde de, ister en iyiyiz iddiasında olanlar olsun ister sıradan olup hiçbir iddiası olmayanlar olsun, genel dersler için en ucuz kaynakları kullanıyorlar ve...

Bence bu spora giren çok sayıda insan, şanssızlıkları yüzünden düşük seviyeli ya da bilinçsiz bir antrenörle gitmiş, şimdi belge almış olsa da her türlü yolla başarısız olmuş, ilerleyememiş, at ve ekipman berbat, bilgi çok berbat, üslup çok kötü ve o kişiyi sporumuza istemiyoruz. Şimdiye kadar siz bu başlık altında, yani “efendim, kulübe bir yazı gönderin” ya da “onları, efendim, kulübe biri girdiğinde antrenör listesini, belgeleri duvara asmaya zorlayın” gibi bir şey yaptınız mı, bilmiyorum; ya da ne düşünüyorsanız.

Neden şimdiye kadar hiçbir şey yoktu? Yani ben en azından görmedim. Doğru söylüyorsunuz. Şu anda Kazmiyan Bey siteyi çalışıyor; inşallah bu site yakında açılacak. Onun için belirlediği ve üzerinde çok durduğu en önemli bölüm de işte bu.

Aile kulübe girdiğinde, çocuğunu kaydettirmek istediğinde, en önemli kısım; kulübün adını arattığında sitede o kulübün aktif antrenörlerinin kimler olduğunu görmesi olsun istiyor. Bu antrenörlerin disiplin kurulunda olup olmadığı, ahlaki bir sorun yaşayıp yaşamadığı; mesela disiplin kuruluna gitmiş mi, yoksa bu yeniden eğitimlere gitmiş mi gitmemiş mi, hatta belgesi var mı yok mu, hepsini açıkça sitede görebilsin ve sonra çocuğunu kaydettirsin.

Daha önce 98 ve 99 yıllarında da yaptığımız işlerden biri, çocuklarla ilgili olarak burada yine söylememin iyi olacağı, kulüplere afişler tasarlayıp göndermiş olmamızdı. Eğer bu sorunlar varsa, mesela antrenör size çok yaklaşırsa, antrenörün touch’ı size fazla olursa, bu olaylar antrenörlük kursunda, eğitim sürecinizde yaşanmamalı; hem anne baba bilinçli olmalı hem de çocuk. O afişleri gördüğünüzde çizgi film tarzında, şekilli, çizilmiş haldeydi; Zahraatzadeh Hanım bunu kulüplere göndermişti ki kulüp panolarına assınlar. Kulübe giren aileler, bilmeleri gereken tüm kurallarla birlikte kendi kişisel haklarının da tamamen farkında...

Bu çalışma 1400 yılında gerçekleşmiş. Kulüplerde çalışan hanım görmedim. Çocukların olduğu, çocuk sayısının fazla olduğu yerlerde bu oldu. Çocuklar konusunda da size şunu söyleyeyim: Pony komitesi, çocuklara antrenörlük yapan kişiler için, üç. derece antrenörlük belgesini aldıklarında çocuk eğitim kurslarına gelmeleri gerekiyor ki pony antrenörü olabilsinler. Bu kurslar da tekrar farklıdır. Yani biri...

3. derece antrenörlük belgesi alan biri para-dresaj yapamaz, pony yapamaz, atlama yapamaz. Evet, herkes kendi branşında uzmanlaşmış eğitimini almak zorunda. Para-dresajda da aynı şekilde. Mesela Hanım Montazam, bedensel kapasitesi daha düşük olan kişiler için özel kurslar belirlemiştir. Bu kişiler antrenörlük kartlarını aldıktan sonra, engelli bireylere antrenörlük yapabilmeleri için mutlaka bu kurslara katılmaları gerekir. Şimdiye kadar bu birkaç yıl içinde hiç...

Federasyonun kendisi bunun farkına varmadı; çünkü bunu ben şahsen çok gördüm, bu alandaki mesele şu: Siz antrenörlük kartını aldığınızda ve antrenör olarak, mesela kendimi örnek veriyorum çünkü ben yeterince olgun olmayan biriyim ve bana verilen o yetki, bana antrenör olarak söylenen o ustalık, her şey yapma iznini veriyor; insanların kişiliğini ezmekten, uygunsuz kelimeler kullanmaktan ve yersiz bağırışlardan söz ediyorum.

Bu hikâye için bir psikoloji giriş testi yok, çünkü çok kişi gelip şikâyet ediyor. Bir kişi antrenörlük kursuna girdiğinde ve antrenörlük kartı istediğinde, yani sona kadar gelmiş oluyor; antrenörlük kartı düzenlemek için bizde bir madde var, bir doktordan ruh ve akıl sağlığına dair onay getirmesi gerekiyor. Evet, bu var. Antrenörlük kartlarında onlardan bu yazıyı, uyuşturucu bağımlılığı olmadığını ve sabıka kaydı olmadığını gösteren belgeyi istiyorlar.

Tüm çaba, yani ben düşünüyorum ki Bay Kazemi geldiğinden beri, site bir an önce faaliyete geçsin ve insanlar eski sitedeki sorunlardan kurtulabilsin diye tüm gayretini gösteriyor. Bu son zamanlarda telefonlarınızın bulunduğu odanın değeri gerçekten de tam olarak böyle. Biz bir eğitim programı düzenlediğimizde, eğitim başvurusu yapanların çoğu kayıt sırasında sorun yaşıyor ve maalesef Federasyonla iletişime geçiyorlar.

Hanım Molla Jafarian, şimdi Masoud Makani ile yaptığımız samimi sohbet sırasında, onun göç etmiş olması vesilesiyle, Amerika ile Kanada arasında bağlantılı olan Safe Sport adlı bir konudan bahsetti. Bu bakımdan, antrenör olarak görev yapanlar için bir dizi davranışsal ve ahlaki kısıtlama koymuş; hatta siz bir izleyici olarak bir equestrian yarışmanın yanında oturuyorsanız ve antrenörün herhangi bir şekilde o kişinin mahremiyetini ihlal ettiğini hissediyorsanız, bunu bildirebilirsiniz. Şu anda bizde böyle bir sistem var. Evet, var ve yıllardır da vardı. Özellikle Spor Bakanlığı konuyu çok ciddi şekilde takip ediyor. Spor tesislerinde kendilerine uygunsuz davranıldığını gören kişiler, şimdi equestrian’dan bahsediyoruz.

Taleplerini ilgili federasyonlara iletebilirler. Federasyon bunu Disiplin Komitesine taşır, kişiyi çağırır ve varsa belgeleri sunmalarını ister. Kişi mutlaka Disiplin Komitesine sevk edilir. Kişinin gerçekten hata yaptığına tamamen emin olunursa, antrenörlük kartı tamamen iptal edilir. Sistem, şimdi ne olursa olsun dikkatsizlikten kaynaklanan, Allah korusun burada kimsenin kötü bir niyeti yok, dikkatle ilgili olarak equestrian kulüplerinde meydana gelen olayları kapsar. Aslında genel olarak sporda da.

İnsanlar nereye gitmeleri gerektiğini, kimi aramaları gerektiğini, kimi takip etmeleri gerektiğini bilmiyorlar. Dr. Javadi var, onunla konuşurum ama bizim antrenörlük alanımızda bu mesele var. Çok güzel bir haber verdiniz Hanım Molla Jafri. Son birkaç yılda olan bir şey şu ki, çocuklar gelip üçüncü derecenin belgesini aldılar ve artık fiilen hem öğrenmeyi durdurdular hem de bu belgeyi alıp yükseltmeye ihtiyaç duymadılar. Çünkü üçüncü derece belgesiyle istedikleri her şeyi yaptılar; en azından ben kendi alanımda, örneğin yüzme, equestrian olmayan yaptığım işlerde böyle bir şey görmedim doğrusu.

Farklı belgeler için bir yetki alanı belirlediniz mi? Yani örneğin üçüncü derece antrenör ne kadar çalışabilir ya da yetki alanı ne kadardır, yoksa onunla her şeyi yapabilir mi? Üçüncü derece antrenörlük belgesini almayı başaranların yetki alanı, sadece başlangıç seviyesindeki öğrenciyle çalışabilmeleridir. Kişileri uzmanlık kısmına götüremezler; örneğin çocuklarla çalışamazlar, gazilerle çalışamazlar ya da engel atlamada yarışmalara katılmalarını sağlayamazlar.

Bir öğrenciyi yarışmalara katılabilecek şekilde yetiştiremezler. Sadece başvuran kişilere temel equestrian ilk eğitimini verebilirler. Bu var ama önceki yönetmelikte yok. Güncellenirse evet, mutlaka bu da gelir. Şimdi mesela radyo dinleyicisi bunu duymuş olan biri gidip antrenörden bilgi almak istiyor; bunu nereden, tabiri caizse, alacak? Federasyondan ya da kendi kulübünden.

Bakın, öncelikle eğer kulüp tarafından geliyorsa, kulüp federasyona bir yazı yazar; federasyon da bu kişilerin antrenörlük belgesinin olup olmadığını kontrol eder. Kulüp işlerinde böyle bir kuralımız var; mesela şimdi bir kulüp müdürü arayıp burada bulunan bu antrenörle ilgili, başlarına bir şey geldiğinde bunu yapıyorlar, diye sorabilir. Ama tam olarak böyledir ve maalesef bu kulüplerin kendi il kurullarıyla iletişimde olmaları ve aktif, görevdeki antrenörleri il kurulundan talep etmeleri gerekir ki onlara yönlendirilebilsinler ve onlardan yararlanabilsinler. Doğru, size mutlaka söylemem gereken bir şey daha var: bütün horse riding antrenörleri.

Bakanlık Spor’un Mubin sistemine gidip belgelerini oraya yüklemeliler. Sonra federasyona bildirilir. Federasyon, onaylı olmaları halinde onları onaylar. Bu, başka herhangi bir bakanlık için başvuru doğrulama mercii olur. Allah korusun antrenörle ilgili bir sorun çıkarsa, ilk doğrulamanın yapıldığı yer Bakanlık Spor’un Mubin sistemi olur. Yani ben şimdi bir antrenör olarak gidip o sisteme bilgilerimi girmeliyim. Şimdi belgeler neyse onları girmeliyim.

Hangi durumda ne zaman kullanılır? Antrenörle ilgili bir sorun çıktı, öğrencisinin başına bir şey geldi, mahkemeye taşındı; oradan doğrulama yapabilirler. Mahkemenin doğrulaması Mubin sisteminden. Mubin sisteminden. Mubin sisteminden. Böyle bir şeyi ilk kez duyuyorum şimdi. Umarım sitenizi daha çabuk yüklemiş olursunuz. Siz ne zaman talepte bulunsanız, Mubin sistemi Bakanlık Spor’a ait ve tüm spor federasyonları içindir. Sadece horse riding federasyonuyla ilgili değil. Hikâye nedir biliyor musunuz? Geçen sefer şimdi Sayın Ka ile de röportaj yapmıştım, zaman zaman onlarla konuştum ve onlara bir eleştiri yönelttim ki...

Biz bilgilendirme konusunda gerçekten zayıfız. Mesela şimdi diyorum ki, siz bunu söylediniz, sadece örneğin bir antrenörlük kliniği olsa herkes hücum eder. Mesela şu Mubin sistemi gerçekten bu birkaç yıl içinde hiç duymamıştım şimdiye kadar. Ben bugün Sayın Kazemi’ye Sayın tarafından bir duyuru gönderildiğini gördüm. Kazemi, mutlaka siteye konulması talimatını verdiler. Yani hiçbir kulüp, antrenörün kartı var mı yok mu, tekrar eğitim kursuna gidip gitmedi mi diye doğrulama yapmadan asla antrenörden yararlanmamalı ve tüm horse riding kulüpleri, eğitim alan kişilerin spor sigortasına sahip olmasını sağlamalıdır.

Yani kulübü, kişiyi Spor Hekimliği Federasyonu’nun sitesinden spor sigortasını almaya zorlamalı; seans başına maliyeti mesela şimdi bir milyon toman olan horse riding ücretini ödesin ama o 90 bin tomanlık spor hekimliği sigortası yok. Kulüpler buna mecburdur. Evet, mutlaka kulüple. Mesela olmuş bir başka şey de, gerçekten kulüp yönetimi kısmında, tabii ki siz bunun farkındasınız, horse riding kulübü yöneticilerinin çoğu, en azından benim tanıdıklarımın, atla hiç alakası yok; yani Babak Shakiba’nın dediği gibi.

Üstat Babak Shakiba mesela, kişi atın ter örtüsünün ne olduğunu bilmiyor; kulüp yöneticisi için bunları eğitmeye yönelik bir programınız var mı? Siz bu komitenin başkanı olarak 1400 yılında biz horse riding kulübü yöneticileri için bir kurs düzenledik ve horse riding kulübü ruhsatını bu eğitim kursunu tamamlama şartına bağladık. Sınavı var mıydı? Hayır, sadece tanışma oturumuydu. Hayır, yaklaşık 10 eğitmenin bulunduğu bir oturumdu. Veteriner gelirdi, sabah annesi veterinerdi.

Atlama uzmanlarından yararlanmıştık, dresajdan yararlanmıştık, beslenme, nalbantlık; bunların hepsi iki günlük bir kursta düzenlenmişti ve çok faydalı olmuştu. Ancak maalesef sonradan Federasyon şimdi bazı değişikliklere uğrayınca bu bir daha gerçekleşmedi; ta ki tekrar Sayın Kazemian bunu takip edene kadar. Muhtemelen yılın ikinci yarısında kursun yeniden düzenlenmesini istiyorlar ve ülkenin tüm binicilik kulübü yöneticilerinin bu kursa katılmasını talep ediyorlar; çünkü kulüplerinin lisansı ve lisans yenilemesi bu eğitim kurslarını tamamlamaya bağlıdır.

Hatta binici olmayan ve binicilikle hiç tanışmamış kişiler bile en azından biniciliğin asgari düzeyiyle tanışsınlar. Diğer alanlarda yönetim yapmış olsunlar ve o bilgiyi yönetim sisteminde değil, ama binicilik hikâyesi ve süreci bambaşka bir şeydir; şimdi eğitim bölümünün yönetimi açısından. Ben şimdi mesela şu ana kadar birkaç saniye içinde bir kulüp gelip “Efendim, mesela benim dört tane eğitimim var” desin. Hanım Molla Jafari, Federasyonun bir komite başkanı ve eğitim sorumlusu olarak sizin elinizde dört eğitim var; eğitim nasıl verilmelidir?

Biz bu tasarımı Sayın Mirzaei’nin yardımıyla kendimiz yapmıştık; kendileri bir binicilik kulübü standardı hazırladılar ve şu anda Binicilik Federasyonu Eğitim Merkezi’nde de bu kulüp yönetimi konusunda eğitim veriyorlar.

Ve kulüplerin yıldızlandırılmasını ve derecelendirilmesini istiyorlardı. Maalesef evet, bu değişim ve dönüşümlerle olmadı; şimdi inşallah bunu takip ediyoruz ki sonuca ulaşabilelim ve en azından belirlediğimiz standartlara göre kulüpleri güncelleyebilelim. İnşallah biz bu birkaç yıl içinde ne...

Eğitim duyurusu gördüysek, Binicilik Federasyonunda şahsen söyleyeyim, 3. dereceydi. Gerçekten yükseltmek istemiyor musunuz, 2. derece de alın, Allah rızası için iki tane 1. derece de olsun. Hiç programınızda var mı, yok mu? Evet, elbette var. 2. dereceyi düzenlemeyi planlıyoruz. Bildiğiniz gibi 2. dereceye başvuranların mutlaka 3. derece belgesine sahip olması gerekiyor; bu belgenin alınmasının üzerinden üç yıl geçmiş olmalı ve il kurulu, kişinin bu üç yıl boyunca aktif bir antrenör olduğunu, yani çalıştığını, piyasaya çıktığını ve en az bir yeniden eğitim kursuna katıldığını onaylamalıdır.

Bir sonraki kısım da kendisi için belirlenen 12 atölyenin bulunmasıdır; bu 12 uzmanlık atölyesinden 9 kliniği uzmanlıkla tamamlamış olması gerekir. Mesela size söylüyorum, sadece üç dönem var, bu 12 içinde üç adet 8 saatlik dresaj kliniği var. Ne güzel, evet bunları tamamlamalı ki 2. derece antrenörlük kursuna başarıyla girebilsin ve sonunda final sınavını verip 2. derece belgesini alabilsin.

Yeni yönetmelikte 2. dereceyi uzmanlık bazında yapmayı planlıyoruz. Uzmanlık atlama olsun, uzmanlık engelli biniciler, uzmanlık pony ve bu şekilde, kişiler 2. dereceyi aldıklarında kendi branşlarının uzmanlık kısmında istikamet antrenörlüğü dersleri vermesinler, atlamada yani 3. derece antrenörlük belgesi olan biri her şeyde ders verebileceğini sanıyor; oysa o sadece acemi biniciye temel eğitimleri verebilir ve 2. derece alan biri uzmanlık alanında çalışabilir. Peki 1. derece ne olacak? 1. dereceyi biz henüz koymadık.

Dönem ki bizde belgesi var sanıyorum hayır, inşallah ulaşır. Sanıyorum 2. derece için o yıl 10 kişi kabul edilmişti; onlar şimdi 1. derecede katılabilirler. Spor Bakanlığı’nın bütün federasyonlar için kuralı böyledir: önce 3. derece, sonra 2. derece, sonra FE. Tam olarak size söylediğim bu süreç, onların tersidir; bir iki, evet bir iki, hayır; mesela şimdi biri mesela national belgesi almak isterse.

Federasyon alt birimi olarak 3’ten 2’ye yönlendirme 3 yıl olmuştu; şimdi size açıkladım, üç yıl olmuştu ve bir yeniden eğitim vardı. İki ile bir arasındaki mesafeyi de üç yıl kabul edelim, şimdi iki yeniden eğitimle. Tam olarak bundan sonra, gerçekten aktif olan biri belge peşinde koşmak isterse çalışırsa, altı yıl içinde 1. dereceye ulaşabilir. Ben şimdi 40 yaşındayım.

Katılmadınız, tam olarak budur. Bilgilendirme gerçekten felaket. Hatırlıyorum, bilgilendirme çok arttı, bu klinikler için talep çoktu. 12 klinikten en az 9’una katılabilen herkes, bir binici olarak anladım ki aslında böyle bir klinik varmış.

Şimdi sizden sormak istediğim bir konu var; siz bir eğitim takvimi tanımlamıyor musunuz ya da tanımlıyor musunuz? İnşallah sizin döneminizden itibaren, çünkü sizden önce neler olduğunu biliyorum, hiç geri dönüş yapmak istemiyorum. Acaba siz, spor yönetimi alanında uzman biri olarak, mesela federasyonun gelecek yıl bir eğitim takvimi olması yönünde bir planınız var mı? Söz veriyorum, Ekim ayında yılın ikinci 6 ayı için eğitim takvimi mutlaka sitede yer alacak. Çok iyi bir haberiniz var. İnşallah Allah yardımcınız olsun hanım Jafari. Son birkaç yılda olan bir şey var ve ben şimdi birkaç il heyeti başkanıyla konuştuğumda ya da bazen radyoda bana söylediklerinde ben.

Onlara dedim ki, vefasız olun, federasyon bir lokmayı çiğneyip yutuyor, sizler de ondan faydalanın. Gerçekten bunlar kendi imkânlarıyla mesela daha uzmanlık gerektiren bir sınıf talep edemezler mi? Ne bileyim, mesela yeniden eğitim, mesela özel sınıf, mesela engel atlama zabıtası, bilmiyorum veterinerlik doping, şimdi her neyse, neden tüm talepler sadece antrenörlük konusunda? Tam olarak bu, federasyonun en büyük sorunlarından biridir. Ne yazık ki çoğu il heyeti antrenörlük taleplerinde bulunuyor; ihtiyaç analizi yapılmalı denildiğinde, il ihtiyacına göre olmalı, mesela at beslenmesi, ilk yardım, mesela doping.

Dersleri, biniciliğin temel bir parçası olan bu sınıflar maalesef az talep görüyor ve il heyetlerinin bu kursları düzenlemeye pek isteği olmuyor; biz de bu kursları, örneğin doping komitesi gibi komitelerin bize söylediğine göre, bu kursu bu ilde yaparsanız zararlar azalır ya da beslenmeyi bu illerde yaparsanız azalır diye, kendimiz düzenlemek zorunda kalıyoruz. Biz bazı kursları kendimiz tasarlayıp düzenliyoruz ve maalesef hiç ilgi görmüyor. Hatta burada söylemem gereken kurslardan biri nalbantlık kursudur; neden il heyetlerinin bu kurslara ilgi göstermediğini bilmiyorum. Elbette onlar suçlu değil, çünkü bu kurslara talep çok ama çok az.

Ve çoğunlukla federasyon kursları düzenlediğinde, kontenjana ulaşılamadığı için maalesef kurs iptal ediliyor. Var olan noktalardan biri şu: tabii bu bizim İranlılara özgü bir durum, belge peşindeyiz. Orta seviye bir workshop düzenlemek istiyoruz, ama belge de vermiyoruz. Kesinlikle bana göre değil. Maalesef düşünce şu: buraya gidiyorsak, sonunda para kazanabileceğimiz ve bir iş yapabileceğimiz bir belgeye sahip olmalıyız. Sizin öneriniz nedir?

Şu anki önerinizde, diyelim ki bir ilçede ya da bir ilde bunu dinleyen birkaç kişi var; gidip orada başvurun, bir dilekçe yazın ve bir şeyler yapın. Doğru mu? Bakın, çoğu atçılık kulübü kendi bünyesinde hangi sorunlarla uğraştığını zaten bilir. Bu sorunları il kuruluna iletebilirler ve buna göre, o atçılık kulübünün ihtiyacı olan sorunlar doğrultusunda, il kurulu bize eğitim kursu talebinde bulunabilir; bu eğitim kursu incelenir ve mutlaka bunun için uzman bir eğitmen belirlenir ve il için kurs düzenlenir. Çok güzel. Bir başka nokta daha var ve ben bunu bizzat yakından gördüm.

Bir süre önce bir kulüpte, 14 ya da 15 yaşlarında bir erkek çocuk vardı. Şimdi hangi kulüpte olduğum, orada bindiğim ve bu konuşmalar... Bu çocuğun nefesi sırtında düğümlendi. Ben de cankurtaran olduğum ve CPR bildiğim için hemen koşup yanına gittim ve önce kırık olmadığını kontrol ettim. Sırtını yukarı çekince nefesi açıldı. Eğitim veren pek çok kişi var ve biz bunlara bir insanın hayatını emanet etmediğimiz için, yani ilk yardım ya da yaşam desteği konularını gerçekten bilmiyoruz. Acaba.

Böyle bir başlığın şimdi kliniklerin arasına ya da mesela ana dersler sırasında eklenmesi gerekmez mi? Çünkü çok önemli bir bölüm. Zira düşen bir binici için ilk olan şey, başına bir şey gelmemiş olsa bile, şoka girmesidir. O şok nefes yolunu kapatır ve bedende korkunç bir kasılma meydana getirir; ben de orada ilk ulaşması gereken kişi olarak gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum. Sizin bahsettiğiniz bu kurs, ilk yardım ya da psikoloji kursu gibi.

Bunlar il Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün teorik bölümünde planlanmış durumda ve binicilik eğitmenlik kurslarını alan çocuklar, federasyon kurslarını tamamladıktan sonra, il Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün bu teorik derslerini de geçmek zorundalar.

Yaklaşık 12 başlık oldu sanıyorum; bunları geçmeleri gerekiyor ve ilk yardım ile psikoloji de sınavın bir parçası. Ayrıca her ilin Gençlik ve Spor Müdürlüğü, federasyona bu kişilerin başarılı mı yoksa başarısız mı olduğunu bildiriyor ve sonrasında eğitmenlik belgesi düzenleniyor. Çünkü gerçek şu ki, bu birkaç yılda bizde en azından çok sayıda sorun yaşandı; belki de bu kurslar uygulamalı değildi ve belki sorun sınavdaydı. Sınavda adam düştü, nefesi yok; ne yapmalı? Bakın, şu anda Tahran İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü, size söyleyeyim, psikoloji sınavı mesela ayrı, ilk yardım ayrı.

12 dersten oluşmaktadır ve her birinin sınavı vardır. Puanların ve notların dökümü ayrıntılı olarak federasyona bildirilmektedir. Online’dır. Korona döneminde online idi, vardı; ancak şimdi dersler yüz yüze yapılmaktadır ve sınav da yüz yüze yapılmaktadır. Doğrudur. Son söz olarak eklemek istediğiniz, dinleyicilerin, yani Radyo Chahar Nal dinleyicilerinin düşünüp üzerine gitmesini isteyeceğiniz bir şey var mı? Ben sadece antrenörlük belgesi olan herkesten mutlaka yenileme kursuna gitmelerini rica ediyorum.

Ve mutlaka Mubin sisteminde aktif antrenör olarak tüm belgelerini yüklesinler. Gerek kendileri gerekse öğrencileri olarak yanlarında çalışan kişiler için mutlaka federasyondan spor hekimliği kapsamında spor sağlık sigortasını alsınlar ki Allah korusun bir sorun çıktığında kimseye zarar gelmesin ve hukuki problemlerle karşılaşmasınlar. Başka bir nokta yok mu? Hayır, sizlere teşekkür ederim ve gerçekten ayırdığınız bu vakit için çok teşekkür ediyorum; evinize de teşekkür etmek isterim çünkü çok emek verdiğinizi biliyorum. Rica ederim, gerçekten çok güzel şeyler konuşuldu ve umarım Radyo Chahar Nal dinleyicisi

daha çok düşünür ve buraya bir lütuf veririm; bu bilgilendirme sisteminizi güçlendirin çünkü insanlar gerçekten zor durumda ve mesela bana ya da örneğin Radio Clinic’e çok telefon ediyorlar. Umarım sizin varlığınızla kesinlikle biliyorum çünkü sistem yönetimini iyi biliyorsunuz ve daha önce yapmıştınız, daha da iyi olacaktır. Size sağlık ve giderek artan başarı diliyorum ve bana bu vakti ayırdığınız için yine teşekkür ederim. Sizlere ve Radio’nun tüm değerli dinleyicilerine teşekkür ederim. Sağlıklı kalın. Allah’a emanet olun.

Bu bölümün sonuna kadar benimle birlikte olduğunuz için hepinize sonsuz teşekkür ederim. Umarım bu konuşmaları dinlemek hepimiz için daha iyi bir gelecek getirir ve işlere daha fazla dikkat ederek devam ederiz.

eğitim işleri ve kulüp yönetimi işlerini ilerletelim. Yine teşekkür ederim. Bir sonraki bölüme kadar hepinizi Yüce Allah’a emanet ediyorum ve sonunda atlarınıza dikkat edin.

مشاهده در وب‌سایت اصلی